Algı yönetimi yaklaşımının temelinde yetersizlik kabulü vardır.
Yetkili gayrimenkul ofisi olduğunu bile bile mülk sahibini aramak ve müşterim var demenin bendeki karşılığı şu:
Geçen hafta portföyüne çalıştığım mülk sahibinden bilgilendirme telefonu aldım.
Gayrimenkul danışmanı kendisini aramış ve müşterisi olduğunu, teklif vereceğini söylemiş.
Mülk sahibi de benimle görüşebileceğini söylemiş.
Daha önce de benzer telefonla aranmış kendisi başka gayrimenkul danışmanı tarafından ve müşterisi olduğu söylenmiş.
Sonrasında ilgili gayrimenkul danışmanlarından herhangi bir telefon almadım.
İlgili portföye çalıştığımı gayet iyi biliyorlar.
Buradan iki olasılık çıkarıyorum. Ya ilgili kişinin gerçekten müşterisi var ancak kendisi hizmet bedelini paylaşmak istemiyor.
Ya da gerçekte ilgili bir müşterisi yok ve mülk sahibi üzerinde algı yönetimi yapmaya çalışıyor.
Tüm emlak sektörü geçmişimde olduğu üzere, şu anki stratejik gayrimenkul varlık yönetimi faaliyetlerimde de hep tepeye şunu koydum:
Mülk sahibine ve alıcıya cazip değer üretmek. Gerisi buna göre şekillendi.
Odağım hep kendimi, organizasyonumu ve faaliyetlerimi geliştirmek, etkinliğini optimize etmek oldu.
En ucuz kiralık gayrimenkulde dahi profesyonel çalışan gayrimenkul danışmanıyla ortak işlem yapmaktan geri adım atmadım. Maksimum değer üretme dışında herhangi bir konu başlığını öncelemedim.
Fikrimce, zihin bir kere gri alana girerse artık beyaz renkte olma olasılığını kaybeder.
Yetkili gayrimenkul ofisi olduğunu bile bile mülk sahibini aramak ve müşterim var demenin bendeki karşılığı şu:
“Benim tek odağım kazanacağım hizmet bedeli. Doğru hizmet vermek önceliklerim arasında değil. Cazip değer üretme konusunda yetkin de değilim, çok ve sürekli emek vermek de bana göre değil. Bana kısa yoldan çözümler gerekiyor..”
Kişinin yaklaşımı öncelikleri hakkında önemli bilgi sağlar.
Cazip değer üretebilmek, öncelikle sağlıklı kişisel bütünlük ve farkındalık gerektirir.
Tepkiniz Nedir?